ALPHA PSYCHIATRY

The psychoendocrinology of anxiety disorders

1.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, İSTANBUL

Alpha Psychiatry 2002; 3: 45-51
Read: 654 Downloads: 471 Published: 20 May 2021

The structure of the human being has features to copy with stresses. The human organism shows adaptation in biochemical and behavioral aspects. Anxiety is a universal experience that may be encountered by the human being in pathological as well as nonpathological conditions. It is considered to be a response by the organism to any environmental or physical change no matter whether it is threatening awarding or generalizing. Anxiety is defined as a nonpleasent experience that inhibits the development of an individual, does harm the interpersonel reletionships and impairs the vegatative bodily functions and that occurs as a result of inadequate, inproper or inproportionate response by the organism. Anxiety is a preventive (protective) “fight or flight” response shown in the higher animals. If the condition of anxiety or stress is prolonged or occurs frequently, behavioral, biochemical and cardiovascular effects including hypercholesterolemia, hypertension or tachycardia develop. Anxiety disorders and depression are party of the same spectrum corticotropin releasing hormone (CRF) has a role in the pathogenesis of anxiety. The CRF causes the release of the adrenocorticotrophic hormone (ACTH). Acetylcholine, serotonin and norepinephrine have also a role in the secretion of the CRF. Once an individual has been challenged by the stresse, the CRF is released into the hypothalamic pituitary system, in turn causing the secretion of the ACTH. Stress or CRF infusion induces an increase in the secretion of epinephrine and norepinephrine, heart rate, blood pressure, plasma glucagone level and glucose concentration while decreasing the gastric acid secretion. The CRF administration into laboratory rats results in an icrease in the classical anxiogenic responce. The anxiogenic effects of the CRF are antagonized by anxiolytics such as benzodiazepines.The CRF concentration in the cerebrospinal fluid (CSF) is increased in the patients with major depression. The CRF receptors are decreased in number in whom committed suicide. In Alzheimer’s disease, cortical CRF density is decreased while the number of cortical reseptors increasing. Neuroendocrine changes in anxiety disorders are not so remarkable that observed in major depression. In anxiety disorders an increasing in the basal ACTH and cortisol level, blunting of the thyroid stimulating hormone (TSH) and prolactin response to administration of the thyrotropin releasing hormone (TRH), and in response to the CRF a blunted secretion of the ACTH, but a normal pattern of cortisol release. In anxious individuals encountered with a stressor, level of the 3-methoxy, 4-hydroxy phenylethylene glycol (MHPG) suddenly rises to the twofold of the basal values. Increase in the state anxiety results in increase in the MHPG. Investigations show that low levels of the serotonin in the brain are associated with affective agression and vice versa, high serotonin concentrations within the brain is associated with a decrease in the severity of agression. In panic disorder the growth hormone is decreased with the clonidine. (Anatolian Journal of Psychiatry 2002; 3(1):45-51)


Anksiyete bozukluklarının psikoendokrinolojisi

İnsan yapısı zorluklarla, çeşitli streslerle baş edebilecek şekilde yaratılmıştır. İnsan organizması biyokimyasal ve davranışa uyum gösterir. Anksiyete insanoğlu için patolojik veya patolojik olmayan bütün şartlarda yaşanabilen evrensel bir deneyimdir. Tehdit eden, ödüllendiren veya geliştiren anksiyete, organizmanın çevresel veya fiziksel bir değişikliğe verdiği cevap olarak ele alınır. Patolojik anksiyete, organizmanın yetersiz, orantısız, diğer bir deyişle uygun olmayan cevabı sonucu yaşanan, bireyin gelişimini inhibe eden, ikili ilişkilere zarar veren, vejetatif vücut fonksiyonlarını bozan, hoş olmayan bir duygulanım olarak tanımlanabilir. Anksiyete yüksek memelilerde meydana gelen koruyucu bir “kaç veya savaş” cevabıdır. Anksiyete veya stres durumu uzun sürerse veya sıklaşırsa, davranışa ait biyokimyasal ve kardiyovasküler etkiler ortaya çıkar. Bunlar da hiperkolesterolemi, hipertansiyon, takikardi gibi olaylardır. Anksiyete bozuklukları ile depresyonun aynı spektrumun parçaları olduğu öne sürülmektedir. Kortikotropin salgılatıcı faktörün (CRF) anksiyetenin patogenezinde rolü vardır, adrenokortikotropik hormonu (ACTH) salgılatır. Asetilkolin, serotonin, norepinefrin CRF salgısında etkilidir. Stresin oluşmasından sonra CRF, hipotalamus-hipofizer sisteme alınır, sonra ACTH salgısı gerçekleşir. Stres ve CRF infüzyonu adrenalin ve noradrenalin salgısını, kalp hızını, kan basıncını, plazma glukogonunu, glukoz yoğunluğunu yükseltmekte; mide asidi salgısını düşürmektedir. Laboratuar sıçanlarına merkezi CRF uygulaması, klasik anksiyojenik cevapta artışla sonuçlanmaktadır. CRF’nin anksiyojenik etkileri benzodiyazepin gibi anksiyolitiklerle antagonize edilmektedir. Major depresyonda beyin-omurilik sıvısında (BOS) CRF yoğunlukları artar, intihar edenlerde CRF reseptör sayısı azalmıştır, Alzheimer hastalığında kortikal CRF yoğunlukları azalır ve kortikal reseptör sayısı artar. Anksiyete bozukluğundaki nöroendokrin değişiklikler, major depresyondaki kadar çarpıcı değildir. Anksiyete bozukluklarında bazal ACTH ve kortizol düzeyinde yükselme, tirotropin salgılatıcı hormon uygulamasına tiroid stimule edici hormon (TSH) ve prolaktin cevaplarında küntleşme, CRF’ye ACTH cevabında küntleşme, ancak kortizol cevabında normalleşme görülür. Stresörle karşılaşananksiyöz kişilerde  noradrenalinin (NA) son ürünü olan 3-metoksi,4-hidroksi feniletilen glikol (MHPG) düzeyleri aniden bazal değerlerin iki katına çıkar. Durumsal anksiyetedeki artış MHPG düzeylerine de yansır, yani artar. Araştırmalara göre, beyin serotonin düzeyinin düşmesi ile affektif agresyon meydana gelmektedir. Tersine, beyin serotonin düzeyinin artması ile saldırganlık azalmaktadır. Anksiyetede klonidinle büyüme hormonu (panik bozukluğunda) azalmaktadır. (Anadolu Psikiyatri Dergisi 2002; 3(1):45-51)

Files
EISSN 2757-8038