ALPHA PSYCHIATRY

The assessment of attention deficit hyperactivity disorder symptoms in university students

1.

Kutahya Dumlupinar Universitesi Tip Fakultesi, Psikiyatri ABD, Kutahya

2.

Dumlupinar Universitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü, Kutahya

3.

Osmangazi Universitesi Tip Fakultesi, Biyoistastistik ABD, Eskişehir

Alpha Psychiatry 2009; 10: 88-93
Read: 270 Downloads: 185 Published: 03 May 2021

Objective: In our study, we aimed to scan attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) symptoms with scale and determine the prevalence of persons who had high level of ADHD symptoms.

Methods: 1961 university students participated in the study and they were given Adult ADD/ADHD DSM-IV-Based Diagnostic Screening and Rating Scale. According to results, we determined prevalence of university students who reported high degree ADHD symptoms and the difference between genders and between formal education and night school students.

Results: 1961 university students were taken to the study and 63.4% (n=1244) of them were women and 36.5% (n=717) of them were men. 65.0% (n=1273) of the students were from formal education and 35.0% (n=687) were from night school of university. After statistical evaluations, we found the prevalence of students with high degree ADHD symptom as 15.55%. Men got significantly more points in hyperactivity subscale (p=0.001) and total points (p=0.047) of the scale. There was no significant difference between formal education and night school students according to ADHD symptoms.

Discussion: According to results of the scale we used, the prevalence rate of students with self reported high degree of ADHD symptoms was higher than previous ADHD prevalence studies. This high rate may be due to not questioning childhood period for ADHD and not diagnosing the disorder with clinical assessment. In previous studies, it was shown that although ADHD is more common in boys, in adulthood it has an equal rate in both sexes, but in our study, we found ADHD more common in men and that may be because we assessed university students in early adulthood period. (Anatolian Journal of Psychiatry 2009; 10:88-93)


Üniversite öğrencilerinde kendilerinin bildirdikleri dikkat eksikliği  hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızda üniversite öğrencilerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtilerinin ölçekle taranarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Yöntem: Çalışmaya 1961 üniversite öğrencisi alınmış ve Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Ölçeği (Adult ADD/ADHD DSM-IV-Based Diagnostic Screening and Rating Scale) uygulanmıştır. Ölçeğin sonuçlarına göre yüksek düzeyde DEHB belirtisi bildiren üniversite öğrencileri belirlenmiştir. Cinsiyetler arasında ve 1. ve 2. öğretimde okuma arasında bu açıdan anlamlı bir fark olup olmadığı değerlendirilmiştir.

Bulgular: Çalışmaya katılan 1961 öğrenciden %63.4’ü (s=1244) kadın, %36.5’i (s=717) erkekti. Yaş ortalaması 18.97’ydi. Öğrencilerin %65.0’ı (s=1273) örgün öğretimde, %35.0’ı (s=687) ikinci öğretimde okumaktaydı. Değerlendirmeler sonucunda üniversite öğrencilerinin %15.55’inde yüksek düzeyde DEHB belirtileri saptanmıştır. Erkeklerin, ölçeğin aşırı hareketlilik (p=0.001) ve toplam (p=0.047) puanlarında kızlara göre anlamlı olarak daha yüksek puan aldıkları saptanmıştır. Örgün ve ikinci öğretimde okuyanlar arasında DEHB belirtileri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır.

Sonuç: Üniversite öğrencilerinin kendilerinin doldurduğu ölçeğe göre yüksek düzeyde DEHB belirtisi saptananların oranı literatürdeki DEHB yaygınlık çalışmalarına göre yüksektir. Bu yükseklik çalışmamızda çocukluk döneminin sorgulanmamış ve klinik değerlendirmeyle tanı konmamış olmasına bağlanabilir. Literatürde DEHB’nin çocukluk çağında erkeklerde daha fazla görülmesine karşın, erişkin dönemde erkek ve kadın arasında farklılığın kaybolduğu bildirilmektedir; ancak bizim çalışmamızda erkeklerde DEHB belirtileri daha fazla bildirilmiştir. Bu durum çalışmamızda daha çok genç erişkinlik dönemdeki üniversite öğrencilerinin değerlendirilmiş olmasından kaynaklanabilir. (Anadolu Psikiyatri Dergisi 2009; 10:88-93)

Files
EISSN 2757-8038