ALPHA PSYCHIATRY

Gender differences in bipolar disorder and treatment implications

1.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Psikiyatri Birimi, İSTANBUL

Alpha Psychiatry 2004; 5: 28-36
Read: 54 Downloads: 42 Published: 18 May 2021

Gender differences in bipolar disorder have been relatively neglected and most of the studies regarding this issue have numerous methodological problems. Although the illness is equally common in women and men, there seems to be important gender differences in the course of the illness. Bipolar women are more likely to develop a rapid cycling course and may be more likely to experience depression. Also onset of the illness in the fifth decade of life and dysphoric, rather than euphoric mania are more prevalent in bipolar women. Female reproductive events not only affect the course of bipolar disorder, but also influence the treatment in various phases of women’s life. This article reviews the current data on gender differences in bipolar disorder. Identifying these gender differences may provide us with a better understanding of the pathophysiology of this disorder and may have significant treatment implications. (Anatolian Journal of Psychiatry 2004; 5:28-36)


İki uçlu mizaç bozukluğunda cinsiyet farklılıkları ve tedaviye yansımaları

İki uçlu mizaç bozukluğundaki cinsiyet farklılıkları nispeten ihmal edilmiş bir konudur ve bu konudaki çalışmaların çoğu yöntemsel zayıflıklar içerir. Bipolar bozukluk kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülmekle birlikte, hastalık gidişinde önemli cinsiyet farklılıkları vardır. Bipolar kadınlarda depresyon ve hızlı döngü daha sıktır. Ayrıca hastalığın daha geç (yaşamın beşinci dekadında) başlaması ve öforikten daha çok disforik mani görülmesi kadında daha sıktır. Kadının üreme döngüsünün çeşitli evreleri yalnız hastalık gidişini etkilemekle kalmayıp tedaviyi de etkiler. Bu makalede iki uçlu mizaç bozukluğundaki cinsiyet farklılıklarına ait güncel veriler tartışılmıştır. Cinsiyet farklılıklarının belirlenmesi, hem bozukluğun patofizyolojisinin daha iyi anlaşılmasında yararlı olacak, hem de tedavide önemli ipuçları sağlayacaktır. (Anadolu Psikiyatri Dergisi 2004; 5:28-36)

Files
EISSN 2757-8038